
Artık hiç kimse aşk için dağlar aşmıyor, ırmaklar geçmiyor, diyar diyar gezmiyor. Mecnun bütün çölleri tüketmiş, kimseye çöl kalmamış yeryüzünde. Kurumuş vahalarda seraplar bitmiş. O olmazsa öteki, o olmazsa bu, o olmazsa şu... FARK ETMEZ! FARK ETMEZ! İlle de "O". Yalnizca "o." Sonsuza dek "o." "O." "O!" "O!!" "O!!!" diyen kalmadı. Kimse kimsenin O'su değil. Artık değil. Her şeyi rastlantılar belirliyor nicedir. Küçük yaşamlar, küçük duyarlılıklar, küçük yüreklerin daracık yüzölçümleri içerisinde gidip geleceğiz, gidip geleceğiz. Ucuz duyarlıklara, günübirlik ilişkilere, mantık evliliklerine, yalancı aşklara, filmlerden, romanlardan öğrendiklerimizi yaşama gayretlerine, düzmece aşk serüvenlerine, bir mevsimlik yaz aşklarına, karanlık sokak ilişkilerine gönül düşürdük, hayatımızı düşürdük. Ayaklar altına aldık soylu yanlarımızı, erdemlerimizi, tutkularımızı, derin acılarımızı, yeteneklerimizi, kendimizi...
murathan mungan / Kırk Oda
2 comments:
Ay karanlık
Musluklar tıslıyor
Bir yerde bir kapı kapandı
Ben artık, sen değilim...
Attila İlhan
Ah be Nil'im... Bu sözün üstüne ne söyleyebilirim. Ben susayım... Sen anlarsın içimde olup bitenleri =(
ama ama nasıl olur "kırk oda"yı yeni bitirdim elif şafak mahrem, bit palas, baba ve piç, med-cezir'i daha önce ve altını çizdiğim en sevdiğim satırlar burada yazdıklarınla aynı.. üstelik "the mess we're in" benim için çok önemli bi' şarkıdır.. blogunu yeni keşfettim ve ilk okuduğum sayfada ilk birkaç yazıda kendimi gördüm okumaya devam ediyorum ve bu ilk şaşkınlığım olmayacak sanırım..
Post a Comment