Monday, September 24, 2007

tanıdığım bir fincandı bu kırılan. Oysa onu, tanımıyormuş gibi seyrettim.


Fincan elinden kaydı. Çok yavaş tutmuşum demek. Fincanın düşüşünü ve kırılışını seyretti. O sırada düşünmeseydin; iki işi aynı zamanda yapamadığını bilmem sana nasıl anlatmalı? Zarar yok, denildi. Var. Aklıma çok zararı var. Eskiden telaşa kapılırdım. Şimdi yerin temizlenişini de fincanın düşüşünde olduğu gibi, aynı kayıtsız gözlerle seyrettiğime göre demek öldüm; duygularım öldü, duygularımla ilişkili aklım öldü.
oğuz atay / tehlikeli oyunlar

No comments: