Tuesday, April 3, 2007

Bülent Ortaçgil / Eylül Akşamı


Hiçbir neden yokken ya da biz bilmezken tepemiz atmış ve konuşmuşuzdur.

Onca neden varken ve tam sırası gelmişken hiçbirşey yapmamış ve susmuşuzdur.

Aynı anda aynı sessiz geceye doğru "içim sıkılıyor" demişizdir.

Aynı sabaha uyanırken kimbilir, aynı düşü görmüşüzdür.

Olamaz mı? olabilir.

Onca yıl, sen burada... Onca yıl, ben burada...

Yollarımız hiç kesişmemiş şu eylül akşamı dışında

Belki benim kağıt param, bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir.

Belki aynı posta kutusuna, değişik zamanlarda da olsa birkaç mektup atmışızdır.

Ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında.

Aynı köşeye oturmuşuzdur, köhne'de, belki de birkaç gün arayla.

olamaz mı? Olabilir.

Onca yıl, sen burada... Onca yıl, ben burada...

Yollarımız hiç kesişmemiş şu eylül akşamı dışında...

Bostancı dolmuş kuyruğunda, sen başta ben en sonda öylece beklemişizdir.

Sabah 7:30 vapuruna, sen koşa koşa yetişirken, ben yürüdüğümden kaçırmışımdır.

Aynı anda başka insanlara "Seni seviyorum" demişizdir.

Mutlak güven duygusuyla başımızı başka omuzlara dayamışızdır.

Olamaz mı? Olabilir.

Onca yıl, sen burada... Onca yıl, ben burada...

Yollarımız hiç kesişmemiş şu eylül akşamı dışında...

No comments: